1. Nergis Hanım, öncelikle fuarcılık sektöründeki liderlik yolculuğunuzdan ve Tureks Uluslararası Fuarcılık olarak bu ekosistemi tek bir çatı altında toplayan farklı temalardaki fuarınızın sektöre sunduğu temel misyondan bahsedebilir misiniz?
Fuarcılık benim için 30 yılı aşan bir yolculuk. Bu süre içerisinde çok farklı sektörlerde, farklı ölçeklerde yüzün üzerinde fuar projesinin içinde yer aldım. Dolayısıyla sektörün hem çok hızlı değiştiği dönemleri hem de fuarcılığın bugünkü uluslararası ve daha profesyonel yapıya dönüşümünü yakından yaşama fırsatım oldu.
Fuarlarımızı üreticiyi, yatırımcıyı, karar vericiyi ve yeni projeleri aynı ortamda buluşturan, sektörlere gerçekten iş üreten platformlar olarak dizayn ettik
ATRAX, SMARTKENT, AQUALAND ve EVENT ARENA ile bu farklı uzmanlık alanlarını kendi kimliklerini koruyarak aynı ekosistem içerisinde buluşturuyoruz. Temel misyonumuz da çok net: şehirlere değer, tesislere cazibe, insanların yaşamına mutluluk katan çözümleri doğru projeler ve doğru karar vericilerle buluşturmak.
2. ATRAX, yıllar içinde büyüyerek kendi alanında bir uluslararası marka haline geldi. İlk fuarın heyecanından bugünkü küresel gücüne uzanan bu dönüşüm sürecini nasıl özetlersiniz?
İlk ATRAX’ı düzenlediğimiz dönemde aslında oldukça niş görünen bir alandan yola çıktık. Eğlence, atraksiyon ve rekreasyon sektörünü uluslararası ölçekte İstanbul’da buluşturmak istiyorduk. Ama yıllar içerisinde sektörün sınırlarının çok daha geniş olduğunu gördük.
Çünkü bir eğlence alanını konuşurken parkı, peyzajı, teknolojiyi, güvenliği, suyu, etkinliği, kentsel yaşamı da konuşmaya başlıyorsunuz. Bir otel yatırımında havuzdan wellness’a, çocuk oyun alanından peyzaja kadar farklı sektörler devreye giriyor. Aynı şekilde özel ve belediyelerin projelerinde de rekreasyon, teknoloji, spor, park, etkinlik ve sosyal yaşam iç içe geçiyor.
ATRAX’ın büyümesi biraz da bu değişimi doğru okumamızdan kaynaklandı. Bugün artık tek bir ürün grubunun fuarı değil; şehirlerin, tesislerin ve yaşam alanlarının geleceğine yönelik çözümleri bir araya getiren uluslararası bir iş platformu haline geldi.
2027’de altı holde, yaklaşık 60 bin metrekarelik bir alanda bu yapıyı daha da ileri taşıyoruz. 80’in üzerinde ülkeden profesyonel ziyaretçiyi İstanbul’da ağırlamayı hedefliyoruz. Benim açımdan en değerli tarafı ise ATRAX’ın artık sadece bizim anlattığımız bir marka olmaktan çıkması; sektörün sahiplendiği ve uluslararası profesyonellerin takvimine aldığı bir buluşmaya dönüşmesi.
3. Geleceğin dijital ve akıllı şehircilik teknolojileri tarafında firmaları ağırlayacak olan SMARTKENT, şehirlerin ve kamusal alanların dönüşümüne nasıl bir katkı sağlayacak sizce?
Akıllı şehir kavramının artık yalnızca teknoloji konuşmak olmadığını düşünüyorum. Asıl mesele teknolojinin şehirde yaşayan insanın hayatına nasıl dokunduğu. Trafiği azaltıyor mu, enerjiyi daha verimli kullanıyor mu, güvenliği artırıyor mu, belediye hizmetlerine erişimi kolaylaştırıyor mu? Bizim için önemli olan tarafı bu.
SMARTKENT’i de bu nedenle yalnızca teknoloji firmalarının ürünlerini sergilediği klasik bir fuar alanı olarak kurgulamıyoruz. Belediyeleri, kamu kurumlarını, teknoloji şirketlerini, teknokentleri, girişimleri ve çözüm sağlayıcıları aynı ortamda buluşturmak istiyoruz.
Mobiliteden enerjiye, yapay zekâ ve veriden çevre teknolojilerine, güvenlikten dijital belediyeciliğe, vending ve self-servis sistemlerine kadar çok geniş bir alan söz konusu.
Burada en önemli hedefimiz teknolojiyi gerçek ihtiyaçlarla buluşturmak. Belediyenin bir ihtiyacı veya projesi varsa, karşısında o projeye çözüm geliştirebilecek firmayı bulabilmeli. Firma da geliştirdiği teknolojinin hangi şehirde, hangi projede karşılık bulabileceğini görebilmeli.
SMARTKENT’in gerçek değerinin bu iş birliklerinden ortaya çıkacağına inanıyorum.
4. İlk kez kapılarını açacak olan yeni fuar markanız EVENT ARENA, sahne ve gösteri teknolojileri alanındaki üreticiler ve profesyoneller için nasıl bir platform oluşturacak? ATRAX’a en çok hangi ülkelerden ziyaretçiler geliyor, hedef ülkeleriniz hangileri?
EVENT ARENA bizim için ATRAX ekosisteminin doğal bir tamamlayıcısı. Çünkü şehirlerde ve tesislerde artık yalnızca fiziksel mekân yaratmak yeterli değil; o mekâna deneyim, etkinlik ve içerik de kazandırmak gerekiyor.
Konser alanlarından kültür merkezlerine, otellerden AVM’lere, belediye etkinliklerinden festivallere kadar çok büyük bir sektör var. Sahne sistemleri, ses, ışık, görüntü teknolojileri, LED sistemleri, gösteri ekipmanları ve etkinlik teknolojileri bu sektörün önemli parçaları.
EVENT ARENA ile üreticileri ve teknoloji sağlayıcılarını; organizatörler, belediyeler, kültür merkezleri, oteller, AVM’ler, tesis yöneticileri ve yatırımcılarla bir araya getirmeyi hedefliyoruz.
Burada özellikle canlı demo ve deneyimin önemli olduğunu düşünüyorum. Bazı ürünleri katalogdan anlatabilirsiniz ama sahne, ses, ışık veya gösteri teknolojisini gerçekten göstermeniz gerekir. EVENT ARENA’nın bu yönüyle oldukça dinamik bir fuar olmasını istiyoruz.
ATRAX’ın uluslararası ziyaretçi yapısı da bizim için çok önemli. Avrupa’nın yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu, Türki Cumhuriyetler, Kuzey Afrika ve çevre pazarlardan güçlü bir ziyaretçi ilgisi görüyoruz. Önümüzdeki dönemde hem mevcut pazarlardaki ziyaretçi niteliğini artırmak hem de ATRAX’ın erişimini yeni ülkelere taşımak istiyoruz. İstanbul’un coğrafi konumu bu açıdan bize çok önemli bir avantaj sağlıyor.
5. Her biri kendi alanında ihtisaslaşmış fuar ve tematik alanları aynı tarihlerde, aynı çatı altında yönetmek büyük bir koordinasyon gerektiriyor. Tureks olarak bu çok katmanlı yapıyı başarıyla yürütmenizi sağlayan temel organizasyon stratejiniz nedir?
Gerçekten dışarıdan bakıldığında tek bir fuar gibi görünüyor ama arka planda çok farklı sektörler, hedef kitleler ve operasyonlar aynı anda ilerliyor.
Bizim temel prensibimiz, her tematik alanın kendi uzmanlığını ve kimliğini koruması. ATRAX, SMARTKENT, AQUALAND ve EVENT ARENA’nın hedef kitleleri farklı; dolayısıyla satış ekiplerinden ziyaretçi çalışmalarına, konferans programlarından iletişim diline kadar her alanı kendi dinamikleri içerisinde yönetiyoruz.
Ama bütün bunların üzerinde ortak bir ATRAX vizyonu var: Urban Wellness – Kentsel Mutluluk.
Aslında organizasyon stratejimizin özü de burada. Ayrı sektörleri zorla bir araya getirmiyoruz; zaten gerçek hayatta birbirleriyle çalışan sektörleri aynı platformda buluşturuyoruz.
Elbette bunun arkasında ciddi bir ekip çalışması var. Fuarcılıkta detay çok önemlidir. Aylar boyunca planlarsınız ama üç günlük fuar sırasında her şeyin kusursuz işlemesi gerekir. Bunun için iyi ekip, doğru görev dağılımı, güçlü iletişim ve hızlı karar verebilme yeteneği çok önemli.
6. Aylar süren titiz hazırlıkların ardından fuar günü kapılar açılıp binlerce ziyaretçi alanı doldurduğunda içinizden geçen ilk cümle ne oluyor?
Sanırım ilk his her zaman aynı: “Başladık.”
Çünkü bir fuarın kapıları açılana kadar aylarca çalışıyorsunuz. Salon planlarından katılımcılara, uluslararası ziyaretçi çalışmalarından konferanslara kadar binlerce detayla uğraşılıyor. Fakat bütün bunların gerçek karşılığını kapılar açıldığı anda görüyorsunuz.
Koridorların dolduğunu, insanların stantlarda görüşmeler yaptığını, yıllardır tanıdığınız sektör profesyonellerinin dünyanın farklı ülkelerinden geldiğini görmek gerçekten çok farklı bir duygu.
Ama çok uzun süre seyredemiyorsunuz tabii. Birkaç dakika sonra insanın gözü hemen operasyonu kontrol etmeye başlıyor: Salonlar nasıl, ziyaretçi akışı nasıl, katılımcılar memnun mu?
Sanırım fuarcılığın mesleki alışkanlığı da bu.
7. Son olarak; sürekli büyüyen ve dönüşen bu pazarda, Tureks’in yakın gelecekte sektörü heyecanlandıracak yeni adımları ve sürprizleri neler olacak?
Biz önümüzdeki dönemde ATRAX’ı sadece üç günlük bir fuar olmaktan daha ileriye taşımak istiyoruz.
Bunun en önemli adımlarından biri Proje–Fikir–Çözüm B2B–B2G Platformu. Belediyelerin, kamu kurumlarının ve özel sektör yatırımcılarının gerçek projelerini fuara taşımasını; bu projelerin üreticiler, teknoloji firmaları, tasarımcılar, uygulamacılar ve çözüm sağlayıcılarla buluşmasını hedefliyoruz.
“Şehrin Projesi Var”, “Projem Var”, “Proje Fikrim Var” ve “Çözümüm Var” başlıkları altında aslında fuarcılığa yeni bir iş modeli ekliyoruz. İnsanların sadece stant gezmesini değil, fuara gelmeden önce hangi projeyle, hangi çözüm sağlayıcıyla görüşeceğini planlamasını istiyoruz.
Bir diğer önemli konu uluslararası büyüme. İstanbul’u Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya ve çevre pazarlar arasında güçlü bir ticaret buluşma noktası olarak daha etkin kullanmak istiyoruz.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Tureks tarafında daha fazla uluslararası iş birliği, daha güçlü B2B ve B2G programları ve yeni tematik yapılanmalar göreceksiniz. Bizim için büyümek sadece metrekare büyütmek değil; fuarın ürettiği iş hacmini ve sektörlere sağladığı değeri büyütmek.
8. Belediye ve kamu kuruluşlarına ve teknokentlere özel SMART KENT holünde kurumlara yer ayrıldı. Belediyelerin akıllı şehircilik tarafında yeterince yol katettiğini ve uygulama tarafında dijital dünyaya ayak uydurduğunu düşünüyor musunuz?
Türkiye’de bu konuda çok önemli çalışmalar yapan belediyelerimiz var. Özellikle ulaşım, trafik yönetimi, enerji verimliliği, güvenlik, dijital belediyecilik ve vatandaş hizmetleri tarafında oldukça başarılı örnekler görüyoruz.
Ama bütün belediyelerin aynı noktada olduğunu söylemek mümkün değil. Zaten SMART KENT’in kurulmasının nedenlerinden biri de bu.
Bazen teknoloji var ama belediye o teknolojiye nasıl ulaşacağını bilmiyor. Bazen belediyenin çok iyi bir projesi var ama doğru teknoloji veya uygulama ortağına ulaşmakta zorlanıyor. Bazen de bir şehirde başarıyla uygulanan bir modelin başka belediyeler tarafından yeterince bilinmediğini görüyoruz.
Biz SMARTKENT’te biraz da bu bilgi ve deneyim transferini sağlamak istiyoruz.
Bu nedenle belediyeleri yalnızca ziyaretçi olarak değil, proje sahibi ve çözüm arayan aktif paydaşlar olarak görüyoruz. Belediyeler kendi projelerini anlatabilmeli, iyi uygulamalarını paylaşabilmeli ve ihtiyaç duydukları teknoloji firmalarıyla doğrudan görüşebilmeli.
Akıllı şehir dönüşümü tek başına belediyelerin veya teknoloji firmalarının yapabileceği bir süreç değil. Kamu, yerel yönetimler, üniversiteler, teknokentler ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gerekiyor.
9. Teknokent çatısı altında olan firmaların ve start-up oluşumların fuara ve sektörel bazda sağlayacağı katkısından bahseder misiniz?
Teknokentleri ve start-up’ları SMARTKENT’in çok önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü bugün şehirlerin karşı karşıya olduğu birçok probleme çözüm getirecek fikirler her zaman büyük şirketlerden çıkmıyor. Bazen birkaç kişilik genç bir ekip çok yenilikçi bir teknoloji geliştirebiliyor.
Ancak start-up’ların en büyük ihtiyaçlarından biri geliştirdikleri çözümü gerçek kullanıcıyla buluşturabilmek. Bir şehir teknolojisi geliştiriyorsanız belediyeyle; tesis teknolojisi geliştiriyorsanız yatırımcıyla, etkinlik teknolojisi geliştiriyorsanız organizatör veya işletmeciyle temas etmeniz gerekiyor.
Fuar burada çok önemli bir köprü oluşturuyor.
Bu nedenle SMARTKENT içerisinde teknokentlere ve start-up’lara özel alanlar oluşturuyoruz. Amacımız onların yalnızca ürünlerini sergilemeleri değil; belediyelerle, kamu kurumlarıyla, yatırımcılarla ve sektörün büyük firmalarıyla doğrudan temas kurabilmeleri.
Belki de bizim açımızdan en heyecan verici taraf bu. Bugün küçük bir stantta gördüğümüz bir girişimin geliştirdiği çözüm, birkaç yıl sonra birçok şehirde kullanılan bir teknolojiye dönüşebilir.
Biz fuarcılığın biraz da bu fırsatları yaratmak olduğuna inanıyoruz. Doğru fikri, doğru projeyi, doğru çözümü ve doğru insanları aynı yerde buluşturduğunuzda işin gerçek değeri ortaya çıkıyor.








